ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

Google Ara

Custom Search

HAVA DURUMU

Detaylı bilgi için resmin üzerine tıklayın.

Abana'nin Abana Değerlendirmesi

Abana'nin Abana Değerlendirmesi

Tarih 01 Kasım 2017, 22:24 Editör Metin Sentürk

Belediye Meclis Uyesi Gökhan Abana'nin yazisi

TARİHTE BU GÜNLER:

Biraz uzun yazdım, umarım ki sizleri sıkmaz.İlçemizin şu anki Sosyal, Ekonomik,Siyasi durumunu değerlendirdiğim bir yazı oldu.Olabildiğince açık ve net olmaya çalıştım.Bir sürü konuyu paylaşacak olmanın keyfi ile yazdım.İnşallah okuyanlara bir faydası olabilecek bir yazı olmuştur.

Değerli kamuoyu;

 

Bilenler bilir. Abana ilçesi yıllar boyu çok göç vermiş, kendine has bir tarihi, kendine has insanları olan, bazı değerlere sımsıkı bağlı, kendini tartışabilen, her daim canlı bir siyasi ortamı olan, bazen ölçüsü kaçmış derecede sertleşen yerel seçimler yaşamış bir ilçedir. Aşağıda yaklaşık tarihleriyle bahsettiğim olayların ise İlçemizin Sosyo-Kültürel yapısının oluşmasında önemli rolü olduğunu düşünmekteyim.

1)            Ülke Siyaseti sebebi ile İlçelikten köye dönmesi,(1954)

2)            Köy olduktan sonraki Turizm hamleleri,(Abana yı Kalkındırma, Güzelleştirme ve Turizm derneği kuruldu.(1955), İngilizce yaz kampları açıldı .(1956-1976))

3)            İlçeliğin büyük mücadelelerle geri alınması, (1968)

4)            Abana Elektromekanik fabrikasının kurulması (1984) ,400 civarı çalışana ulaşması. Ancak daha sonra günden güne küçülüp nihayetinde 2011 de Kastamonu ya taşınması.

5)            Kendi insanımızın girişimleriyle; Turizme yönelik kaliteli eğlence mekânlarının, müzikli çay bahçelerinin, yiyecek içecek dükkânlarının, kafelerin açılması ve sonrasında kapatılması. (90 lı yıllar )

6)            Tam hissedilmese de, İlçenin kültürel yapısında zamanla bir etki yaratacağını düşündüğümüz Sabahat –Mesut Yılmaz Yüksekokulunun ve yurdunun kurulması.

7)            90 lı yıllarda ki konutlaşma ve imar hamlesiyle yeni binaların yapılması. Yazlık nüfusun artması.

8)            Bir takım devlet dairelerinin komşu ilçelere gitmesi ve nüfus azalması.

9)            Bugünlerde 2. Konut ve binalaşma hamlesiyle lüks, kaloriferli, elektrik termosifonlu, asansörlü evlerin yapılması.(Bu evleri tercih edenlerde genelde yazlıkçı, emekliler ve nispeten İlçe şartlarında yüksek maaşlı çalışanlar oluyor sanırım)

Yukarıdaki başlıklar İlçedeki sosyal ve ekonomik durumu belirleyen önemli vakalar olarak karşımıza çıkıyor. Bazıları Üzücü, umut kırıcı vakalar olsa da bazıları hala umut var dedirtecek cinsten. Ancak Şunu biliyoruz ki güzel olan şeyler, kötü olanlara göre daha az, gitgide azalıyor.

 İlçenin bütün yapısını etkileyen bu olaylar doğal olarak kişiliklerimizin oluşmasında da en önemli etkenlerden olmuş. Belki de bu yüzden Memleketimizi çok seviyoruz, çok eleştiriyoruz ve tartışıyoruz. Şahsımızı ailemizi, dünya görüşümüzü etkileyen o kadar çok sosyal olay olmuş ki bize de etkilenmek düşmüş ne yapalım? Ayrıca Geçmişte o kadar çok güzel şeyler yaşanmış olmalı ki; bu uğraş, bu sevgi nesilden nesile böyle devam etmiş. Kısacası; Dünyanın bir tarafında da olsak değişmiyor. İlçemizle ilgili hayaller kuruyoruz, özlüyoruz. Geçmişten geleceğe taşınan mecburi bir ilgi bizimkisi.

Böyle bir ilçenin mensubu olmaktan gurur duysak da son on yıllarda yaşanan gelişmelerle sosyal, kültürel ve ekonomik olarak geriye gittiğimizde aşikârdır. Aynı Türkiye de ki gibi sadece Müteahhitlik yolu ile, konut yapımı ile ayakta durmaya çalışan bir ilçe olduk. Güzel binaları olan ama içi boş, sosyal iletişimi az dolayısıyla esnafının durumu iç açıcı olmayan bir ilçe…

 

YAZ SEZONU DIŞINDA İLÇEMİZİN DURUMU

Yukarıda da bahsettiğimiz gibi;

Çarşıda saat 20.00 den sonra görebileceğimiz kişi sayısı beş on kişiyi geçmez. Tahminimce 200-300 kadar çalışanımız, memur, amir vs. komşu ilçede oturuyor. Abana Belediyesinde çalışan bazı yöneticilerin yaşadıkları yer bir başka ilçe. Bunun iki sebebi olabilir;

 Ya mecburiyetten bu insanlar oradalar( Kaloriferli ve nispeten ucuz kiralı ev sayısı bizden fazla olduğu için ),

Ya da Abana yı umursamadıkları ve bir plana göre hareket ettikleri için.

(Bu plandan yazının son kısmında bahsedeceğim)

Hal böyle olunca esnafın durumu içler acısı oluyor. Komşu ilçelerde Esnaf akşam 22.00 a kadar hizmet vermeye devam ederken, İnebolu da ki esnaf lokantaları günde 2 posta yemek yaparken bizler kahve önlerinden çarşıdaki insanları sayıyoruz.10 kişi varsa bugün çok canlı diyoruz.

Peki ne yapmalıyız?

Hem kira hem de mülk olarak daha ucuz, ulaşılması kolay, kaloriferli ve asansörlü daireler yapmalıyız. Metre kare olarak küçültür isek fiyatları daha makul yapabiliriz mesela. Belki tek kişi yaşayan memur, işçi vs. için 1+1 evler bile düşünülebilir. Mademki bir konut yapım hamlesi içindeyiz sadece yazlık değil kışlık konutlar da düşünmeliyiz. Emeklilerin yanında çalışan kitleye de makul fiyatlarla evler sunmalıyız. İmarı ve yapılaşmayı komple gözden geçirip günün şartlarına uygun, çevre dostu yeni modern yapılar tasarlamalıyız. Bunların hepsi için yeterli alanı olan nadir ilçelerden biriyiz. Bu Allah vergisi güzel ilçeye ihanetin bedeli bu yüzden çok ağır olur. Abana İsteyene ekmeğini, hemde en bol kepçesinden veriyor.

İlçemizde ve komşu ilçemizde yüksekokullar yapıldı. Buralardaki öğrencilerin gidebileceği sosyal alanlardan, kafelerden yoksunuz. Gece 00.00 a kadar açık olan bir mekân neredeyse yok. Hem yazın hem de kışın kullanılabilecek sportif ve sosyal alanlarımız yok.

Seçimler dolayısıyla kötü idarecilerin saçtığı ayrılıkçı tohumlar yeşermiş. Milletin birbirine selam veresi yok. Kahve köşelerinde işimiz birbirimizin kuyusunu kazmak. Dedikodu kazanını her daim sıcak tutmak. Bu en büyük eğlencemiz olmuş.

Bir zamanlar olduğu gibi hem yaz hem kış, hem eğitimde hem öğretimde, hem insan ve yaşam kalitesi bakımından Kastamonu nun bir numarası olma hayalini kuran yok.

 

 YAZ SEZONLARINDA  İLÇENİN  DURUMU .

İlçemize gerçekten yaz geliyor mu? Esnafın cebi, işletmecinin cebi güneş yüzü görüyor mu? Esas bakılması gereken nokta bu. Özellikle bu yaz dikkatimi çeken gündüz kalabalığı idi. Sahiller günü birlik neredeyse yüzde yüz dolu idi. Ancak bir düşündüğümde aslında bu gelir geçer günlük yoğunluğun, birkaç büyük market zinciri dışında kimsenin işine yaramadığını anladım. Vatandaşın diyelim ki İnebolu da Denize girecek yeri yok. Hemen atlıyor arabasına, ver elini Abana! Mangalını hazırlıyor, Büyük marketten alışverişini yapıyor karnını doyuruyor, denizde yıkanıyor paklanıyor ve hemencecik evinde alıyor soluğu. Biz de diyoruz ki ne güzel!ne kadar Kalabalık .Bilmiyorlar ki Bozkurt un,Abananın lağımı komple denizde .Arıtma hikayesi olmuş koca bir yalan,koca bir balon..

Akşamları ise çay, çekirdek turizmi devam ediyor.Ne gidilecek bir mekan var,ne eğlenecek bir yer var,ne  sinema tiyatro ,ne de çocuklara yönelik bir animasyon,aktivite.Canlı müzik yapılan ne bir işletme ne de bir çay bahçesi.Canlı Müzik yapanlara da hemencecik şikayet var,kötülük var.Daha ne diyelim.?

“Abana Kültür Sanat ve Deniz Şenliklerini” dahi tarihin derinliklerine gömdük. Hal bu ki ne emek vardı bu organizasyonda Aynı kepaze kafelerin üstüne toprak serdiğimiz gibi. Köy olduğumuz yıllarda bile belki daha iyiydi,90 lı yılların güzelliklerinden ise hiç bahsetmiyorum. Konuşa konuşa tüy bitti dilimizde.

Bir de yöresel lezzetlerimiz var, ürünlerimiz var. Bu işe gönül veren uğraşan insanlar var. Balına, balığına, tarhanasına, helvasına, bazlamacına, kivisine karpuzuna,makarnasına , sütüne yağına, köyüne, çınar ağacına, köy pazarına, kahvaltısına, incirine, kestanesine, eski evine, konağına, denizine.. bütün bunlara sahip çıkmak,marka haline getirmek için neler vermezdi birileri.

İlçemizde yapılan güzel ve özel konutlarda oturacak olan insanlardan memlekete bir fayda gelmeli.Gelmeyecek ise neden yapıyoruz ki bu kadar binayı.?

Yaz aylarının en güzel günlerinde gecenin birinde Türkeli İlçesinin HELALDI köyü kadar olamayacak isek İlçe idarecileri iyice bir düşünsün bence. Ya da aldıkları görevleri yapabilenlere bıraksınlar. Zamanın en üstün teknolojisi ile bir fabrika kuruldu ve o fabrika sessiz sedasız gitti.  Buna İzin veren ,mücadele etmeyen kimler ise  bunun borcunu Yaz ve  Kış Abana’ya ödemelidir.?Bir daha öyle bir sanayi kuruluşu olmayacak çünkü.

İnternette bir blok yazarının sayfasında; “ https://makaleci.com/abana-izlenimleri.html” bir değerlendirme var.Bu değerlendirmenin bir kısmını aldım ve kendi yazıma ekledim.Aşağıdaki bölüm bu değerlendirmenin sadece bir kısmı dır.

 Turistik Merkez Kimliğinden Uzaklaşılıyor

Abana, az önce de belirttiğim gibi, yaz aylarında nüfusu 20 bin civarında olan bir turizm beldesi. Deniz ile dağlar arasında sadece 100 metre olması nedeniyle havası son derece temizdir. Temmuz ayının son haftasında düzenlenen ve 3 gün süren Deniz Şenlikleri, Abana’nın bilinen en büyük festivali. Bu dönemde birçok sanatçı kasabayı ziyaret eder; gece yaşamı oldukça hareketlidir, kasabada birçok eğlence, bar, kafeterya ve çay bahçesi bulunmaktadır.

Kamp alanlarının, konaklama tesislerinin fazlaca bulunduğu Abana’da, tatil köyü, pansiyon, kiralık ev ve otel gibi tesislerde çok uygun fiyatlara kalmak mümkündür. Bunun dışında gözde yürüyüş sporları için uygun parkurlar da mevcuttur.

Bunun gibi buraya yazamadığımız birçok turistik özelliği bünyesinde bulunduran Abana’nın, hâlâ düzgün caddelere, sokaklara ve kaldırımlara sahip olmamasını şaşkınlıkla izliyorum. Hâlâ Abana’nın niçin basit bir kasaba gibi ziyaretçilere sunulmasını kavrayabilmiş değilim. Birçok özelliği bakımından tamamen turistik bir mekân olan Abana, yine birçok özelliği bakımından bu kimliğinden giderek uzaklaşan ve sıradan bir yerleşim alanına dönüşen bir şehir olma yolunda hızla ilerliyor.

Turizm merkezi ve önemli bir tarihi geçmişi olan bir mekâna saygı, düzgün cadde, sokak ve kaldırımlarla gösterilebilir ancak. Şehir dokusundaki ahenk ve uyum, insanların yaşadıkları mekâna saygılarını ifade eder. Ancak Türkiye’de henüz bu bilincin yerleştiğini göremiyoruz. Türkiye’nin şehirleri hâlâ planlanmaktan ziyade, basitçe ve rast gele inşa edilmektedir. Bu nedenle Türkiye, turistlerden özlem duyduğu ilgiyi göremiyor ve turizmdeki başarısını yükseltemiyor diye düşünüyorum. Sadece kendi halkımıza değil, diğer dünya uluslarının mensuplarına da bir değer sunamıyoruz; tabağımızı gerektiği gibi servis edemiyoruz.

Ben daima caddelerin, sokakların ve kaldırımların, kültürel değerleri en iyi yansıtan ve onların önemini perçinleyen unsurlar olarak gördüm. Gidip gezdiğim her yerde her şeyden önce buralara dikkat ettim ve anladım ki, geleceğin saygın ülkelerinden ve güçlerinden biri olan Türkiye; cadde, sokak veya kaldırım inşa etmekten aciz bir konumda.

Makaleci.

 İşin Özeti ;

İki insan konuşurken güzel bir yaz gecesinde;

-Hadi Abana ya gidelim. Biraz eğleniriz.

-Abana da bir şey yok ki neden gidelim?

-Var ya, var. Geceler çok hareketlidir orada, güvenlidir.

- O bir zamanlardı.  Nerdeee o eski Abana? dememeli..

 İLÇEDEKİ SİYASİ DURUM.

İlçemizde ki siyasi tabloyu anlamaya çalışanların, takip edenlerin işi gerçekten zor bugünlerde. Rahmetli başkandan sonra bir şeyler oldu. Zaman zaman bu konuyu bende dile getirdim, çeşitli yazılarımda bahsettim. Rahmetli Başkanın dediklerini yapmayan, sağlığında muhataplarına verdiği sözleri yerine getirmeyen bir anlayış olduğunu anlatmaya çalıştım.

Öte yandan Başkanı çok seviyormuş gibi rol yapan insanlar olduğunu da söyledim. Her iki durumunda yakışıksız olduğunu, bu konuda en güzel sınavın AK partili olmayanlar tarafından verildiğini söyledim.

 

Meclis üyeleri arasında yapılan başkanlık seçimi  süreci gerçekten doktora düzeyinde  bir süreçtir.Diğer  Ak parti meclis üyelerine  yapılan baskı ve tehditlere yakinen şahidimdir.Bu konuda bu günlerde internet medyasında yapılan açıklamalara bakıyorum.En doğru açıklamaları Ak parti Belediye meclis üyesi mesai arkadaşım Serkan Kırık yapıyor.Önce sayın Adnan Yorgancı ,sonra sayın Serkan Kırık Başkanlık için aday adayı olduklarını söylemişlerdi.Ancak Ak parti Milletvekili Sayın Murat Demir bunu engellemiş ,desteğinin Sayın  Altan Erdoğan dan ve Sayın Ali Oğuzdan  yana olduğunu açıklamıştı.Şimdi ise aldatıldığını söylüyor.Şu anki teşkilatı ve Başkanı açıkça gaflet ve delalet ile  suçluyor.Basında ve internet medyasında   (Kastamonu gazetesi) verdiği demeçlerde şöyle diyor.

 

Demir, yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı:

“Sevgili Dostum!

Biliyorum yerinde rahat değilsin.

‘Bu siyasette ahde vefa yok’ demiştin bana.

Bende sana demiştim: ‘Var.’

Bu siyasette ahde vefanın aslında en güzel örneği Sayın Cumhurbaşkanımız, onu seven onun izinden giden herkes, ahde vefayı asla unutmaz.

O, hayatta yaşayan en mükemmel örnek.

Oysa Abana’da adam ettiklerin senin ölmeni beklemişler.

Bırak vefayı rantın peşine düşmüşler.

Timsah gözyaşı dökmüşler.

Sen rahat uyu.

Göklerden gelen bir karar vardır ya…

Hiç tasalanma dostum.

Mekânın Cennet olsun.”

 

Buradaki peşine düşülen rant ise sanırım Müteahhitlik işleri oluyor. Çünkü baktığımızda iki Abana yı daha içine alacak arsamız var.

Yine çokça yaptığım iki eleştiriyi tekrarlıyorum.

1)    Hem meclis üyesi olup hem de müteahhitlik yapılmaz.

2)   Yine söylüyorum “Abana da Belediye yöneticisi olup da Bozkurt da oturulmaz.” Bu da yanlıştır.

 Meclis mesai arkadaşım Serkan Kırık bir diğer paylaşımında;

“Bozkurt devlet hastanesine biri uzman 5 doktor atandı. Bize de ilçe başkanı..!” demiş.

 Sn.Ahmet Acar’ın seçildiği teşkilat başkanlığına;   Sayın Seda Oyar’ ile girdiği mücadele sonucu Sn.Murat Baş ‘ın atanmasından bahsediyor. Sn. Murat Baş da zamanında yine Rahmetli Rıdvan Oyarın teşviki ile Abana ya yerleşmiş ve burayı seçmiş birisi. Döküm atölyesi açıldığında Rıdvan Oyarında bu konudaki beyanatları vardı. Sanayicinin, girişimcinin maddi manevi yanındayız demişti. Bir kısım yerel medyada haberler çıkmıştı. Bu haberlerden biri aşağıdaki gibiydi.

 Özen Metalurji Taşınıyor (Kaynak Abana Haber)

Abana Sanayi bölgesinde faaliyete geçecek olan döküm atölyesinde çalışmalar sürüyor.Abanalı Murat- Mustafa ve Musa Baş Kardeşler tarafından yapımına başlanan ve kısa sürede inşası bitirilen döküm atölyesinde kullanılacak ekipmanlar ilçemize getirilmeye başlandı.Döküm atölyesinin önünde indirilen malzemeler, belediyeye ait iş makinesiyle atölyenin içinde kurulacakları alana taşındı.Kısa bir süre sonra tamamlanarak faaliyete geçecek olan fabrikada ilk etapta yaklaşık 20 kişilik bir istihdamın olacağı belirtildi.

Belediye Başkanı Rıdvan Oyar da atölye devam eden çalışmaları yerinde inceledi.

http://www.abanahaber.com/haber_detay.asp?haberID=5618

Sonrasında ise Sn. Serkan Kırık ; “Sevdası büyük olanın İmtihanı da ağır olur.” Diyerek sonlandırıyor. Bu söz hepimiz için geçerli gerçi. Burada Yorumu Siz değerli Abana da yaşayan hemşerilerimize bırakmak en doğrusu. Neyin ne olduğu zamanla ortaya çıkıyor. Güneş balçıkla sıvanmıyor.

 Bütün bu sürece baktığımda gördüğüm ise şu;

Yazımın başlarında bir “Plan dan” bahsetmiştim. Kasap et koyun can derdinde iken birileri bir plan yapmış. Adım adım planı uyguluyorlar. Nihai hedef Abana yı iyice zayıflatıp düşürmek, rantını, etini, sütünü iyice sömürmek olsa gerek.

Akşam saat sekizden sonraki boş çarşı, isyan eden esnaf manzarası,

İki ilçedeki yüksekokulların birbiriyle yarıştırılması. Abana MYO nun içinin boşaltılması.

Bir zamanlar ortaya çıkan “Abana-Bozkurt birleştirilmesinin “ya da “Abana nın yedirilmesi” senaryosunun içeriği,

Çalışan ve belli gelir düzeyinde olanların komşu ilçede ikamet etmesi,

Abana ya sadece yazlık konutlar yapılarak emekli, mesire ve plaj köyüne döndürülmesi,

Sosyal alanların yıkılması, kafelerin kaldırılması,

Muhalif işletmecilere, memura yapılan baskılar,

Resmi dairelerin kolaycacık gitmesi.

Yazın 20 binlere vuran nüfusun ihtiyaçlarını kimsenin dikkate almaması.

Bütün bunlar hiç tesadüf değil.

Temel Amaç Abana İlçeliğinin kaldırılmasıdır, ya da Abana halkını birleşmeye zorlamak dır.

Buradaki siyasi havayı soluyamayan İstanbul’daki hemşerilerimiz de şaşıracak şimdi. Bu konu yine nereden ortaya çıktı diye. Söylenen, açıklanan bir şey yok ama yaşadıklarımızda ortada. Belkide seçimlerde hepimize çok iş düşecek. Tabii ki durumdan rahatsız olanlara. Rahatsız olmayanlara ise söyleyecek sözümüz yok kendileri bilir. Bu konuda size aşağıdaki ipucunu vereyim;

 

Görevinden ayrılan kaymakamımızın TATİLYA oteldeki veda yemeğine gitmiştim Değerli bir insan olduğundan şüphemiz yok. Yeni görevlerinde de inşallah başarılı olur. Sayın kaymakam Hasan Hüsnü Türker bir şiir yazmış Abana ile ilgili. İnternet medyasında yayınlanacağını söylüyordu.. Şiirinin bir bölümünde” "Bozkurt"la birleşmeyi nasip eyleye  Allah,”diyordu.

 

Bir mülki amirin böyle bir idealinin olması için bu konunun halen bir yerlerde konuşuluyor olması hatta planlanmış olması lazım. Şiirlere girecek kadar hisli ve önemli bir meseleymiş demek ki.

Biliyoruz ki bu birleşmeyi isteyenlerde vardı, istemeyenlerde. Bazıları da buna halkın karar vereceğini söylemişti ve konu kapanmıştı. Kapanmamış demek ki. Bu vesile ile bunu da kamuoyunun bilgisine sunmak görevimdir.

 

KENDİ DURUMUM ve SONUÇ.

Bildiğiniz üzere 2014 seçimlerinde CHP den meclis üyesi adayı oldum. Bir dedikoduya göre büyüklerimle sıra kavgası yapmışım, diğerine göre ise birileri sayesinde meclis üyesi olmuşum.

Bunların ikisi de yanlış bilgidir.İlçe teşkilatımız nasıl uygun gördüyse ona göre davrandık.Gayet olumlu ve ılımlı bir seçim çalışması yaptık.Kendi aramızda eleştirilerimiz  olmuştur,fikir alışverişinde bulunmuşuzdur hepsi bu.Neticede alabileceğimiz maksimum oyu alabilmek için çalıştık.Sonunda kaybettik.Nasıl kaybettik belli.İstanbul dan otobüslerle oy kullanmaya geldiler ve demokratik haklarını kullandılar .Buraya kayıtlı insanlardı. Bir kanunsuzluk olsaydı herhalde devletimizin kurumları müdahale ederdi. Bir de para dağıtıldı diyorlar. Ben Abana Halkının para ile seçimini yapacağını hiç düşünmüyorum. Her seçim dönemi çıkan bu dedikodular ilçemize yakışmamaktadır. Abana halkının önümüzdeki seçimlerde para altın vs. verildiği yalanlarına en güzel cevabı vereceğini düşünüyorum.

Gün oldu devran döndü, görevimiz icabı Belediye meclisi toplantılarına katılmaya başladım. Bazı konularda halkımızı bilgilendirmeye çalıştım. Övgü de aldık yergi de. Görevimiz devam ediyor ve yaklaşık 17 ay daha devam edecek. Hiç bir şekilde kimseye husumet beslemiyorum. Meclis üyesi arkadaşım Yavuz Kalaycı ile elimizden geldiğince doğru davranmaya çalışıyoruz. Diğer meclis üyesi zaten Ak parti grubuna katıldı biliyorsunuz.

Zamanla düşündüm, muhakeme yaptım ve 2017 yaz ayında birtakım dostlarımıza ve büyüklerimize 2019 seçimlerinde Partimden Belediye Başkanlığı görevine talip olabilirim dedim. Parti süreci nasıl işleyecek ise ona da saygılı olduğumu belirttim. Doğal olarak başka isteklilerde olabilir diye düşündüm. Bu ihtimali de göz önünde bulundurarak niyetimi layığı ile taşımaya devam ediyorum. Bu amacı beyan ederken de hiç kimseden “İCAZET” almadım.

Bizim partimizde demokrasi kuralları işler. Kimse kimseye icazet vermez. Fikir birliği yapılırsa ne ala, ama demokrasiden de hiçbir zaman zarar gelmez. Ak parti den farkımız budur. Konuşuruz tartışırız ama bu toplumun menfaati içindir. Birilerinin keyfi için koltuğa oturmayız, koltuktan da kalkmayız. Başka “yeni bir yüz”,daha “vizyonel” bir insan, başka “uygun “ biri var ise onu da buluruz. Bundan keyif alırız, gocunmayız.

Şahsımla ilgili bir diğer konu ise İş nedeni ile İnebolu tersanesine gelmiş olmam. Bilmeyenler olabilir. Ben Gemi inşaatı ve Deniz Teknolojisi Mühendisiyim. Bir kız bir erkek İki çocuğum İstanbul da okumaktadır. Eşimin işi ise bankacılıktır. Mesleğim icabı Tersanelerde, gemi yapım, yat yapım, tamir bakım yerlerinde çalışıyorum.

Temmuz ayında İnebolu Tersanesi sahipleri beni aradı ve tersane yönetimini değiştireceklerini söylediler.Bir acı yaşadıklarını,belli bir süre psikolojik olarak toparlanmaları gerektiğini söylediler.Birkaç görüşmeden sonra ben size yardımcı olabilirim dedim ve görev aldım.Bir çok kişi tersaneden ayrılmıştı .Bunun üzerine acele 01.Ağustos.2017 de göreve başladım.İstanbul dan ekipler  getirdim,zamanla idari kadroda değişiklikler yaptım .Geçiş sürecini, tersane yara almadan atlattık.Böylelikle 3 aylık birinci aşama görevimi tamamlamış oldum.Yönetim anlayışımız uyuştuğu sürece,ya da onlar benden memnun olduğu sürece devam edebileceğimizi ve ikinci aşamaya geçebileceğimizi söyledim.Gelişim deki birinci  etken Tersane sahiplerini tanıyor olmam,hemşerilerimiz olması ve özel insani durumları idi.Tabi ki benimde zamanım ve durumum uygun idi.İkinci etken ise elbette ekmek parası ve daha iyi şartlara ulaşmak idi.Yani herkes gibiydi..

Kısacası göreve gelişimin Abana daki yerel siyaset niyetim ile bir ilgisi yoktur. Bugün İş için burada isem yarın başka bir yerde olabilirim. İşe devam edebilir ya da ayrılabilirim. Ayrılsam dahi 17 ay daha Meclis üyeliğim devam edecek ve siyasetle ilgilenmeye devam edeceğim.

Önümüzde epeyce bir zaman var. Eminim ki Partimiz ve Abana halkı doğru yolu bulacaktır. Batı Karadeniz in “En güzel ve En canlı” Turizm ilçesi olma yolunda elimizden ne gelir ise yapacağız. Gördüğüm şudur ki siyasete yeni yüzler girmeli, Çok değerli dostlarımızın yazdıkları, çizdikleri bilgi ve hayaller gerçekleştirilmeli, nesiller arası diyalog kurulmalı. Artık yeni nesil söylemler geliştirilmeli. Bizi biz yapan değerler yeniden ortaya çıkarılmalı. Günümüze ve yöreye uygun yeni projeler geliştirilmeli. İlçemizdeki seçimler sırasında yaşanan düşmanlıklar artık tamamen ortadan kalkmalı. İlçede yaşayan herkes mutlu olmalı ve bu güzel ilçede yaşadığına şükretmeli, birbirlerini yürekten selamlamalı.

Son cümlelerimde ise Rahmetli olan başkanlarımızı anmak istiyorum.

Sayın Mehmet Işık, Sayın Fevzi Köse, Sayın Rıdvan Oyar ve daha öncekiler…

Bu insanlar bizim başkanımız idi. Halkın tümünün başkanıydı. Seçilmiş insanlardı. Hatalarıyla, sevaplarıyla, iyilikleriyle göçtüler. Takdir Yüce Allahın dır.

Ayrım yapmadan söylüyorum hepsi iyi insanlardı. Kimisi abımız, kimisi dostumuz kimisi akrabamız idi. Hiçbir zaman onların mukaddes ruhunu siyasete alet etmedik. Bu dünyadaki işleri için zaman zaman tartıştık belki. Ancak öbür tarafa uğurlarken gerçekten samimi, gerçekten üzüntülü idik.

Şimdi bakıyoruz ki bu insanların ruhlarını dahi rahat ettirmiyorlar. Sağlıklarında onlardan menfaat sağlayıp yüzlerine gülenler şimdi aziz hatıraları reddediyor. Onların üzerinden hala siyaset yapıyorlar.

Hepsinden Allah razı olsun, ruhları huzur bulsun, mekânları cennet olsun.

Son Cümle;

Önemli bir Turizm merkezi olan ve önemli bir tarihe sahip bu topraklar Müteahhitler başta olmak üzere, bir sürü işletmeciye ekmek veriyor. Gönlünü açıyor. İşte bu yüzden Abana’ya saygı bekliyorum.

İlçemiz Halkına Umutlu ve Mutlu günler dilerim.

 

Gökhan Abana

1.10.2017






amasyarentacar rent a car amasya suat zenginYeniyol Cd. İşçimen Apt. No:144 AMASYA Tel: 0358 218 99 01 Fax:0358 218 45 01 Gsm:0532 586 85 97 0533 300 36 05

Bu haber 1060 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

Güncel

Batuhan, Hadise'yi Seçti

Batuhan, Hadise'yi Seçti O Ses Türkiye'de Bir Abana'lı

Müteahhitlere Sabotaj

Müteahhitlere Sabotaj Gizemli Birisi Elektirk Tellerini Kesti

Beş Yıl Birbirimizle Barışık Olalım !17 Şubat 2014

İSTATİSTİKLER

    52 kategori altında, toplam 3251 haber bulunmaktadır.

    Bu haberler toplam 8338697 defa okunmuş ve 3714 yorum yazılmıştır.

    Toplam 8 Editör var.

TOPLİST

    Hosting Hizmetleri


    Web Stats

Abanahaber
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi